Reklam
Reklam
Fsm Haber
Reklam

Bindik Bir Alamete, Gidiyoruz Kıyamete!

Malumunuz en başından beri siyasi iktidarın Suriye politikalarına karşıyım. Suriye Krizi’nin, Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) – NATO ve G8 ortak yapımı bir süreç olduğunu ısrarla vurguluyorum. Mevcut siyasi iktidarın da “eşbaşkanlık” misyonu ve statüsüyle Türkiye’nin çıkarlarını, ABD’nin enerji kaynaklarını kontrol altında tutmasına yönelik çıkarlarıyla örtüştürdüğünü düşünüyorum. Hatta ve hatta ‘Çözüm Süreci’ adı verilen projenin […]

Bindik Bir Alamete, Gidiyoruz Kıyamete!
29 Kasım 2015 - 11:21 'de eklendi ve 393 kez görüntülendi.
Reklam

Malumunuz en başından beri siyasi iktidarın Suriye politikalarına karşıyım. Suriye Krizi’nin, Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) – NATO ve G8 ortak yapımı bir süreç olduğunu ısrarla vurguluyorum. Mevcut siyasi iktidarın da “eşbaşkanlık” misyonu ve statüsüyle Türkiye’nin çıkarlarını, ABD’nin enerji kaynaklarını kontrol altında tutmasına yönelik çıkarlarıyla örtüştürdüğünü düşünüyorum. Hatta ve hatta ‘Çözüm Süreci’ adı verilen projenin de bu sürecin bir parçası olduğu tezini savunanlardanım…

Çevre coğrafyamızdaki savaşların sadece birkaç ‘gergin’ ve ‘taraf’ ülke arasında olduğunu sanan, bu çatışma ve savaş alanlarının ‘mini dünya savaşları’ olduğunu hâlâ anlayamayanlara bir kez daha sesleniyorum: Tamam! Esed bir diktatördür ve kesinlikle gitmelidir. Lakin “diktatör Esed” merkezli ve sınırlı savaş çığırtkanlıkları, emperyalist projeler istikametindeki gayretlere hiçbir bir meşrûiyet kazandıramaz! Aksini iddia edenleri ise, başta “diktatör Suud yönetimi” ve “diktatör Katar yönetimi” olmak üzere, diğer diktatörlerce yönetilen, iç savaş ortamı hazırlandığında Suriye’de ki gibi yönetim karşıtı halkını katletme potansiyeline sahip ülkelere de aynı gerekçeleriyle “cephe” açmaya davet ediyorum!

Keşke, Fas’dan Mısır’a kadar İslam Dünyası’na kan-gözyaşı ve hicretler yaşatan Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Projesi(GOKAP) hayata geçmeseydi. Keşke, kendi bağımsızlıklarını kendi azim ve kararlılıklarıyla sağlamak yerine; MÂİDE/51’i ve anti-emperyalist ilkelerini hiçe sayıp, ABD başta olmak üzere, “gâvurdan” ‘devlet’ ve ‘özgürlük’ talep edecek raddede alçalan Müslümanlar, bu küresel projelerin taşeronluğuna soyunmasaydı!

Olanlar oldu artık…‘Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete’ hesâbı, bu kaosun içerisinde debelenip duruyoruz! Temennim kıyamete doğru gitmememiz, ama gidişat hiç hoş değil. Ülkece gardımızı aldık, başımıza gelenleri ve gelecekleri “milli” bir ruhla savmaktan başka yapacak işimiz ve gücümüz kalmadı! Bu sürecin içerisinde tek yapabileceğimiz hamle, Türkiye’nin ve binlerce senedir Suriye topraklarından yerleşik olan ‘Türkmen’ varlığının menfaat ve maslahatlarının korumak artık… Sırf bu yüzden, “angajman kuralları” gereği Türkmenlere tasallut eden Rus uçaklarına karşı yapılan bu ‘haklı’ ve ‘meşru’ hamlenin arkasındayız…

Keza… Keşke aynı angajman kurallarını 22 Haziran 2012’de uçağımızın ihtarsız olarak düşürüldükten hemen sonraki ihlallerde de uygulasaydık! Keşke 30 Eylül’den beri defalarca Türk hava sahasını ihlal ederken ve Suriye’deki uçaksavarlarını Türk F-16 uçaklarına kilitlerken de bu hamleyi yapsaydık… Keşke Filistin’e yardım götüren Mavi Marmara adlı sivil gemimiz, uluslararası sularda İsrail tarafından saldırıya uğradığında da aynı angajman kuralları uygulansaydı…

Irak’ta ABD işgali sonrasında ve Kürdistan devletinin inşası sırasında Türkmenler katledilirken, Musul’da, Telafer’de ve Kerkük’te Türkmenler zorla göçe maruz bırakılırken, tapu-kadastro kayıtları yağmalanırken sesini çıkarmayanlar, Türkmenleri Şii ve Sünni diye ayıranlar, “neredesin gavim gardaş?” dediklerinde “Barzani’yle anlaşın, onun iktidarını kabul edin” şeklinde istikamet verenler; Suriye’de Rus uçağı düşürüldükten sonra “bizden bu kadar, elimiz kolumuz bağlandı” deyip bir kez daha Türkmenleri “dengeler” adına yüz üstü bırakmaz İnşaallah!

Şu anda Türkmen kardeşlerimiz çok ağır Rus saldırısı altında. ÖSO’ya ait diğer unsurlar hızla bölgeyi terk ederken bir avuç Türkmen hâlâ direniyor… Eğer tüm bu yaşananlar, Lazkiye ile Hatay arasındaki stratejik bölgede meskûn ve mukîm Türkmenlerin bölgeden uzaklaştırılıp, Cerablus ve Azez arasındaki, yani şu anda ABD’nin hem de Rus Jetleriyle birlikte vurduğu ve ileride güvenlikli bölgeye çevrilmek istenen yere ‘zorunlu’ iskân edilmesi içinse ve oldu-bittiye getirilecek bir tezgâhın parçasıyla eyvahlar olsun! Eğer süreç böyle işlerse, son 13 yılda yaşanan Yunan işgaline göz yumulan 16 ada ve on dönümlük Süleyman Şah Türbesi vakasından sonra üçüncü büyük toprak ve nüfûz kaybını yaşayacağız!

Hülasa… Siyasi iktidarın ve Türk milletinin “Türkmenlerle” alakalı ‘hassasiyet’ ve ‘samimiyet’ sınavı asıl bugünden sonra başlıyor!

Etiketler :
Reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

FSM HABER CANLİ network tasarim reklam
SON DAKİKA HABERLERİ
Reklam
İLGİLİ HABERLER